KABULLENMEK (YA DA KABULLENMEMEK)

Her gün bir yoldan geçtiğinizi düşünün. Ve o yolda bir takım çukurlar olduğunu var. Bundan rahatsız olup şikayet edersiniz öyle değil mi? Ertesi gün o yoldan tekrar geçtiğinizde şikayetinizin dikkate alınmadığını ve daha da kötüsü çukurların gün geçtikçe artmaya başladığını hayal edin. Bir zaman sonra yolun çok kötü bir durumda olduğunu ve buna bir çözüm bulunması gerektiğini düşünerek şansınızı bir daha deniyor, rahatsızlığınızı yeniden dile getiriyorsunuz. Hala bir şey yapılmıyor. Bir daha, bir daha ve bir daha…

Bu noktada artık yolu olduğu gibi kabul mu edeceksiniz? Ya da yolun yapılması için yine de harekete geçmek daha mı anlamlı?

Şimdi hikâyeyi baştan alıp bir daha düşünelim. Ama hikâye kusurlu bir yol yerine barış üzerine olsun. Barış yolunda birtakım çalışmalar yapıyorsunuz. Barış yolunda da aynı yolla ilgili şikâyeti dikkate almayan insanlar gibi barışı desteklemeyen insanlar çıkıyor. Onların düşüncesinin yanlış olduğunu, hepimizin insan olduğunu, hepimizin aynı dünyada yaşadığını söylüyorsunuz. Ama kabul etmiyorlar. Körü körüne bağlı bir şekilde ilerliyorlar. Siz şansınızı birçok kez deniyorsunuz. Onlara “huzurdan” bahsediyorsunuz. MUTLULUKTAN bahsediyorsunuz. Kabul etmiyorlar. Bir kez daha, bir kez daha…

 

Şimdi birlikte bunu bir düşünelim. Ne kadar günlük bir sorun değil mi çukurlu yol? İçinizden belki “O kadar önemli değil illa ki düzelir.” diyorsunuz. Belki de umutsuzlukla “Kimsenin umurunda değil, zaten yapmazlar o yolu.” diyorsunuz. Oysa belki de bir gün düzelirdi o yol. Aslında barışın olmaması da gayet günlük bir sorun. Aynı tepkileri barış için de veren onlarca insan var. Ama ben inanmazsam, ben desteklemezsem, herkes için mutluluğun yalnızca uzak bir hayal olarak kalmasına izin vermiş olacağım. En başta gerçekleşebileceğine, her şeyin düzeleceğine inan. Gerekirse fedakarlıklar yap. Ama bir şeyler yap. Yüreğin rahat bir şekilde bırak bu dünyayı. Huzurlu bir dünya dileğiyle…

 

SULTAN SOLAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir