Nadia Murad ve Denis Mukwege Kimdir?

Evet, adlarını belki ilk defa duyduğunuz bu iki insanın, günümüz dünyasındaki başarılarından ve hayatlarından bahsedeceğiz. Öncelikle, bu kişiler, ‘savaş ve silahlı çatışmalarda cinsel şiddetin bir araç olarak kullanılmasının bitirilmesi için yaptıkları çalışmalar’ nedeniyle Nobel Barış ödülünü kazanmışlardır. Gelin bu iki insanı yakından tanıyalım.

25 yaşındaki insan hakları savunucusu Nadia Murad, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından kaçırılan ve esir kaldığı süre boyunca cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalmış binlerce Ezidi kadından biriydi. Örgütün elinden kurtulduktan sonra Ezidi katliamının tanınması için mücadele vermeye başlayan Murad, Sincar yakınlarındaki Kocho köyündeki evinden alınmış, Musul’a götürülmüş ve burada işkence ve tecavüze uğramıştı. Daha sonra kaçmayı başarmış ama Sincar saldırısı sırasında annesini ve 6 erkek kardeşini kaybetmişti. O dönem BBC’ye konuşan Murad, IŞİD’den kaçmasına ise örgütle bağlantısı olmayan Müslüman bir ailenin yardımcı olduğunu anlatmıştı.

“Çoğu insan yalnızca bir kere ölür ama biz saat başı ölüyorduk. Kalplerimiz sürekli korkuyla doluydu ve ne zaman bize geleceklerini hiçbir zaman bilmiyorduk.

“IŞİD tarafından kaçırılmadan önce kendimi öldürmeyi hiç düşünmemiştim. Herkesin Allah’ın onlara verdikleri hayatı kabul etmesi gerektiğine inanıyorum. Dayanmamız gerektiğine inanıyorum ama birçok kız intihar etti.”

Yaşadıklarını bu sözlerle dile getiren Murad, yaşam güvenliği sağlanınca bu konular ile ilgili çalışmalar yapmış, 2016 yılında kendisi gibi IŞİD’in elinden kurtulan insan hakları savunucusu Lamiya Başar ile birlikte Avrupa Parlamentosu (AP) Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazanmış, aynı yıl BM İyi Niyet Elçisi seçilmişti.

Murad 2016’da Avrupa Konseyi Vaclav Havel İnsan Hakları ödülüne de layık görüldü. Murad, Strasbourg’daki ödül alırken yaptığı konuşmada IŞİD’inEzidilere saldırılarını ‘soykırım girişimi’ olarak niteledi. Ayrıca “Dünya tepkisiz kalıyor” diyerek IŞİD militanlarının uluslararası suç mahkemelerinde yargılanması için çağrıda bulundu. Bu yıl Hollanda’nın Lahey kentinde düzenlenen ve BM yetkililerinin de katıldığı bir konferansta uluslararası bir “IŞİD mahkemesi” kurulması fikri ilk kez kapsamlı bir şekilde tartışılmıştı.

Murad IŞİD’in elindeyken yaşadıklarını 2017’de kitaplaştırdı. ‘Son Kız: Bir Anı’ adlı kitapta savaşın ve IŞİD’in bölgeyi nasıl etkilediği detaylı olarak anlatılıyor.

1955 yılında doğan ve dokuz kardeşin üçüncüsü olan Denis Mukwege, hastalara yardım eden bir din adamı olan babasından ilham alarak tıp eğitimi almaya karar verdi.1999 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde savaş çıkmasının ardından doğduğu yerde, ülkenin doğusunda bulunan Bukavu kentindeki Panzi Hastanesini kurdu.Kadın doğum ve jinekoloji alanlarında uzmanlaşan Mukwege, bu hastanede savaş sırasında toplu tecavüze uğrayan on binlerce kadını tedavi etti. Mukwege, tecavüz yaralarının tedavisi konusunda dünyanın önde gelen doktorlarından biri olarak gösteriliyor. Her ne kadar alanında uzman olsa da onun da tedavi edemeyeceği kadar kötü bir şekilde yaralanmış çok sayıda Kongolu da gördü.

Ordunun toplu tecavüzü bir “savaş silahı” olarak kullanmasını eleştiren ve hükümeti yeterli önlem almamakla suçlayan, Mukwege 2012 yılında evinde suikast girişimine uğradı. Kendisi evde yokken eve gelerek eşini ve çocuğunu rehin alan saldırganlar, Mukwege’nin arabası eve yanaştıktan sonra arabanın yanına giderek onu zorla arabadan çıkarttı. Silahı Mukwege’ye doğrultan saldırganlar, o sırada onlara seslenen Mukwege’nin yakın arkadaşı olan korumasına ateş açarak onu öldürdü. Bu sırada çıkan kargaşada arabanın arkasına saklanan Mukwege vurulmaktan kurtuldu ve araca binen saldırganlar olay yerinden kaçtı.Bu olayın ardından ülkeyi terk eden Mukwege’nin yokluğu, çalıştığı hastanede yoğun bir şekilde hissedildi. Bir yıl sonra hastalarının ananas ve soğan satarak biriktirdiği parayla aldıkları dönüş bileti ile ülkeye geri döndü.”Mucize Doktor” olarak bilinen Mukwege, kısa bir süre önce düzenlenen bir ödül töreninde yaptığı açıklamada, “Tüm kurbanlar çok vahşi şekilde tecavüze uğramış halde geliyor. Hastaneye ulaşabilecek kadar hayatta kalabilenler de olağanüstü fiziksel ve psikolojik yıkım olduğu görülüyor. Gelenlerin büyük bir bölümünün genital bölgelerinde kurşun ya da sivri cisimlerle yaralanmalar mevcut oluyor. Bu, bu bölgenin tarihinde görülmemiş düzeyde bir vahşilik” demişti.

Nobel ödülü verilirken yapılan açıklamalarda kendileri için, “Her ikisi de bu tarz savaş suçlarına dikkat çekilmesine ve bunlarla mücadele edilmesine odaklanan çabalara önemli katkılar yaptı. İkisi de kendi yöntemleriyle savaş zamanlarındaki cinsel şiddetin daha çok görünür kılınması ve bunu yapanların da yaptıklarından sorumlu tutulması için mücadele etti” denildi.

 

RAMAZAN GENÇAĞA SOLAK

Kaynakça: www.bbc.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir